23 Eylül 2010 Perşembe

uzun zamandır yazmıyordum sana Blogspot.
çaresizliğimi yendiğimi düşünüyordum, artık yazıcak bir şeyimin kalmadığını..
oysa bugünlerde yazılması gereken pek çok şey ve yetersiz kelimeler var hayatımda.

o'nu gördüm. 3 ay geçti üstünden.
ben pek çok şey yaşadım ve onu atlattığıma inandım.
ve dün o'nu gördüm.
o da beni gördü. hissettim.

yeni bir sevgilisinin olduğunu biliyorum. Tanıdığımdan çok daha farklı olduğunu.. Bildiğim herşeyini bıraktığını..

ve dün o'nu gördüm.

mutluydu. Uzun zaman sonra ilk kez bu kadar zavallı hissettim kendimi.
o mutluydu ve beni tanımıyordu bile.
adımı bile hatırlamıyordur. Çünkü çok uzakta.
Ve gözlerim artık onu aramıyor. Onu görünce heyecanlanmıyorum. Öylesine canım acıyor ki!

her neyse işte

özledim seni.

o kadar.

27 Haziran 2010 Pazar

İlişkisi Yok

şimdi elinde tıpkı benimki gibi kocaman bir bitmişlik var. Tadını çıkar.

detayları bilmiyorum canım. Ama ne olmuşsa olmuş; çaresizsin şimdi. Sen ya da o bitirsin, sen unut ya da unutma. Savunmasızsın artık.

Onun uğruna vazgeçtiğin şeyler aklındadır belki de. Aptal olduğun, sana hiç değer vermeyen biriyle olmayı göze aldığın,gerçekleri inkar ettiğin için.

Seni uyarsaydım beni dinlemezdin. Ama en başından beri herkes söyledi değil mi onun peşini bırakmanı ? çünkü o herkesin bir bildiği vardı. Çünkü onlar senin aksine görebiliyorlardı olanı biteni. KULLANILIŞINI, ALDATILIP ÖNEMSENMEYİŞİNİ.. Dinledin mi onları ? hayır. önce beni alet ettin meselene. Olmadı, tek bir sözüyle geri döndün ait olduğun yere. şimdi?

artık o yok değil mi?
şimdi benden, daha da önemlisi kendinden vazgeçtiğin için üzgünsündür umarım.


yine kendin ol, onu aklından kalbinden çıkar ve bana dön.

23 Haziran 2010 Çarşamba

En Güzel Hikayem.

sana şiirler yazıyorum. öyle bir anda aklıma geliyorsun, kırmızı defterimi çıkarıyorum seni yazıyorum. Aslında seni yazamıyorum, hep 'keşke'ler ve 'belki'ler yazıyorum. Seni bilmiyorken, seni anlamıyorken hakkında yazmak ne mümkün!

senle ilgili güzel bir hikayem var.
Sen hariç herkese anlatıyorum, sen sesimi duymuyorsun.

Bak şimdi o hikayede biz burdan çook uzaktayız.
Yeniköy'de bir evimiz var ve şu -sözde hayatımızın aşk'larını- hatırlamıyoruz.
soranlara 'lise aşkım' diyorsun benim için.
her sabah öpücüklere boğuyorsun beni. Ben uyanıyorum, sen görerek başlıyorum o güne.

"Birbirimize bikaç aşk kadar geç kalmış olmasaydık..
hep yanlış gidenlerin ardından yorulmasaydık.."

18 Haziran 2010 Cuma

M.

bu sefer çok farklı birinden bahsedeceğim blog.
baş harfi M.

Sana veda etmek kolay olur sanmıştım. Zaten çoktan çekip gitmiştin hayatımdan senin için nefretten başka birşey ifade etmiyordum ben. Son gün geldiğinde herkese 'görüşürüz, iyi tatiller' dedim. Oysa sana veda etmem şarttı. Çünkü bir başka görüşme daha olmayacaktı. Konuşmamı hazırlamıştım seni sevdiğimi ver her zaman yanında olduğumu hatırlatacaktım sonra da bir mucize olmasını bekleyecektim. Senin de beni sevdiğini söylemeni bekleyecektim.


Oysa o sınıfa girip de orada olmadığını gördüğümde aslında bu vedayı planlayamadığımı farkettim. Orada yoktun, sana sarılmama bile izin vermeden gitmiştin.

Birkaç saat ağlama ve birkaç 'kendine iyi bak' diye son bulan vedadan sonra gördüm seni. Gitmemiştin, ya da gitmiş geri dönmüştün. Artık bir planım yoktu. Beni tanıyordun biliyorum. O yüzden geldin ya.. Sarıldın bana. Aylar süren nefretin bir anda yok olmuş gibi, eskisi gibi sarılmıştın bana.

O gün son'du.


ve 379 günün ardından,
karşıma çıktın yine. Her zamanki gibi gülümsedin yine. Ve ben her zamanki gibi küçücük hissettim yanında. Sana yabancılaşmıştım. Artık hiç bir şeyi bilmiyordum senle ilgili. Hala o şarkıları dinliyor muydun, hala pembenin bana yakıştığını düşünüyor muydun? bilmiyorum. Bir adını biliyorum bir de benim için değerini.

379 gün.. ve 'aa gel öpeyim.'
Yaşadığımız her şeyin yükünü hissettim. Senin beni çoktan geçmişte bırakmana rağmen, benim senden kurtulmayı bir türlü beceremediğimi..

Karda yürüdüğümüz bir pazar günü hatırlıyorum. Koluna girmiştim, yine ufacıktım yanında. Sırf beni otobüs durağına bırakmak için yolunu uzattığını ve benim o otobüs durağına hiç varmak istemediğimi hatırlıyorum.

Arkadaş kalmaya çabaladığımız günler de oldu mesela. Yaşayıp yaşamadığımı kontrol ederdin, seni her görüşümde 'neden ayrıldık' diye sorardım, 'bunu düşünme, seni daha fazla incitemem benim için çok önemlisin unutma' derdin. Her seferinde.
-Hala önemli miyim senin için?

O arkadaşlık işi yürümemişti. Yine bulmuştuk birbirimizi nereye kadar kaçabilirdik ki?

Short giymemi sevmezdin ve sana 'aşkım' demediğimde kızardın. Sevdiğim şarkıları ezberlerdin. telefonunun duvar kağıdında hep benim resmim olurdu. Her sınavda kopya çekerdin benden. Hep yanımda otururdun, elin hep omzumda olurdu.

Sonra üzerdin tabi.
Görmezden gelirdin beni. Hiç bir şey yokmuş gibi davranırdın, benimle konuşmazdın son zamanlarda. İnat yapardın, ne zaman arasam telefonunu açmazdın. Benden öylesine kopardın ki bazen, adımı bile unuttuğunu düşünürdüm.
Sonra başkalarını dinlerden bende uzaklaşıp. Ve 'seni dinlemek istemiyorum, çık hayatımdan' diyip öylece terkederdin beni.

Şimdi bütün bunları unutmamı nasıl beklersin?
Bütün bu hayatımın aşkısın zırvalıklarını unutup sana eski bir dost gözüyle bakmamı nasıl istersin?
-bunu isteyip istemediğini de bilmiyorum ya..

İçimde kocaman bir deliksin sen. Hiç anlamadığım, anlatamadığım. Bütün bunları okumayacak olan sen.

Komik. Senden sonra nasıl da düşüşe geçmişim ben! sanki herkese 'onu üzmeyi ihmal etmeyin' deyip de gitmişsin gibi..
Tüm bunları düşündüğümde senden çok daha farklı bir karşılaşma beklerdim. Daha doğrusu isterdim.
Yanlış anlama bak senden sonra başkalarını sevdim. Biri olmadı, gittim başkasını sevdim. Yine de 'ilk'ler ve 'en'ler unutulmuyor değil mi?

Ama biz kendimize iyi bakalım bi de laf olsun diye 'görüşelim'
Hayatımda olduğun için, bana tüm bunları hissettirdiğin için teşekkür ederim :)

16 Haziran 2010 Çarşamba

Aldatıldınız Bayım.

Aldatmış. Sevgili Sevgilin seni aldatmış. Hem de o çocukla.
Dememiş miydim? Demiştim.
O kız seni sevemez de demiştim. O kız kimseyi sevemez de demiştim.


ve sen şimdi başına gelecek her şeyi hak ediyorsun.

11 Haziran 2010 Cuma

Bay Bay

aha 100. yazım bu.
100. yazıyla ilgili başka hayallerim vardı ama planlar da değişiklik oldu millet

Güzel şeyler yazarım diyordum, acı doldum böyle bi hüzün kapladı falan.

Neysse 100. yazı da sevgili H* ile ilgili tabi ki.

eylül'de görüşürüz beybi.
Biliyorum biliyorum bensiz kalmaya dayanamayacaksın.

Şaka bi yana da..
Özle beni olur mu?

3 ay boyunca kimse seni rahatsız edemeyecek bakışlarıyla.
Kimse seni görebilmek için apta aptal dolanmayacak etrafta.

Bi isteğim daha var..
O kızı da bırak gitsin. 3 ayın var bak. Döndüğümüzde yanında görmeyeyim ona göre.

Şimdiden doğum günün kutlu olsun, malum iletişim kurmamız yasak ve imkansız o yüzden kendi kendime kutlayacağım senin doğum gününü.
Bir de iyi tatiller :)

seni seviyorum ~

9 Haziran 2010 Çarşamba

Yine gelsene yaa.

Kafama top düştüğünde belimden tut beni. Bak dengemi kaybediyorum, yere yapışacağım sen tutmazsan.
Diyet yapmamı engellesene. Kendime hakim olamıyorum hep kilo vermek istiyorum sen engel olabilirsin, gel lütfen.

Sen oku diye yazıyorum ya okumuyorsun aptal!
Artık bana bakmıyorsun, ödevime yardım etmiyorsun, gecenin bi saatinde mesaj atıp uyandırmıyorsun.

Korkuyorum H.
Daha sen bile bunları unutmadan, ben unutursam?