23 Eylül 2010 Perşembe

uzun zamandır yazmıyordum sana Blogspot.
çaresizliğimi yendiğimi düşünüyordum, artık yazıcak bir şeyimin kalmadığını..
oysa bugünlerde yazılması gereken pek çok şey ve yetersiz kelimeler var hayatımda.

o'nu gördüm. 3 ay geçti üstünden.
ben pek çok şey yaşadım ve onu atlattığıma inandım.
ve dün o'nu gördüm.
o da beni gördü. hissettim.

yeni bir sevgilisinin olduğunu biliyorum. Tanıdığımdan çok daha farklı olduğunu.. Bildiğim herşeyini bıraktığını..

ve dün o'nu gördüm.

mutluydu. Uzun zaman sonra ilk kez bu kadar zavallı hissettim kendimi.
o mutluydu ve beni tanımıyordu bile.
adımı bile hatırlamıyordur. Çünkü çok uzakta.
Ve gözlerim artık onu aramıyor. Onu görünce heyecanlanmıyorum. Öylesine canım acıyor ki!

her neyse işte

özledim seni.

o kadar.

27 Haziran 2010 Pazar

İlişkisi Yok

şimdi elinde tıpkı benimki gibi kocaman bir bitmişlik var. Tadını çıkar.

detayları bilmiyorum canım. Ama ne olmuşsa olmuş; çaresizsin şimdi. Sen ya da o bitirsin, sen unut ya da unutma. Savunmasızsın artık.

Onun uğruna vazgeçtiğin şeyler aklındadır belki de. Aptal olduğun, sana hiç değer vermeyen biriyle olmayı göze aldığın,gerçekleri inkar ettiğin için.

Seni uyarsaydım beni dinlemezdin. Ama en başından beri herkes söyledi değil mi onun peşini bırakmanı ? çünkü o herkesin bir bildiği vardı. Çünkü onlar senin aksine görebiliyorlardı olanı biteni. KULLANILIŞINI, ALDATILIP ÖNEMSENMEYİŞİNİ.. Dinledin mi onları ? hayır. önce beni alet ettin meselene. Olmadı, tek bir sözüyle geri döndün ait olduğun yere. şimdi?

artık o yok değil mi?
şimdi benden, daha da önemlisi kendinden vazgeçtiğin için üzgünsündür umarım.


yine kendin ol, onu aklından kalbinden çıkar ve bana dön.

23 Haziran 2010 Çarşamba

En Güzel Hikayem.

sana şiirler yazıyorum. öyle bir anda aklıma geliyorsun, kırmızı defterimi çıkarıyorum seni yazıyorum. Aslında seni yazamıyorum, hep 'keşke'ler ve 'belki'ler yazıyorum. Seni bilmiyorken, seni anlamıyorken hakkında yazmak ne mümkün!

senle ilgili güzel bir hikayem var.
Sen hariç herkese anlatıyorum, sen sesimi duymuyorsun.

Bak şimdi o hikayede biz burdan çook uzaktayız.
Yeniköy'de bir evimiz var ve şu -sözde hayatımızın aşk'larını- hatırlamıyoruz.
soranlara 'lise aşkım' diyorsun benim için.
her sabah öpücüklere boğuyorsun beni. Ben uyanıyorum, sen görerek başlıyorum o güne.

"Birbirimize bikaç aşk kadar geç kalmış olmasaydık..
hep yanlış gidenlerin ardından yorulmasaydık.."

18 Haziran 2010 Cuma

M.

bu sefer çok farklı birinden bahsedeceğim blog.
baş harfi M.

Sana veda etmek kolay olur sanmıştım. Zaten çoktan çekip gitmiştin hayatımdan senin için nefretten başka birşey ifade etmiyordum ben. Son gün geldiğinde herkese 'görüşürüz, iyi tatiller' dedim. Oysa sana veda etmem şarttı. Çünkü bir başka görüşme daha olmayacaktı. Konuşmamı hazırlamıştım seni sevdiğimi ver her zaman yanında olduğumu hatırlatacaktım sonra da bir mucize olmasını bekleyecektim. Senin de beni sevdiğini söylemeni bekleyecektim.


Oysa o sınıfa girip de orada olmadığını gördüğümde aslında bu vedayı planlayamadığımı farkettim. Orada yoktun, sana sarılmama bile izin vermeden gitmiştin.

Birkaç saat ağlama ve birkaç 'kendine iyi bak' diye son bulan vedadan sonra gördüm seni. Gitmemiştin, ya da gitmiş geri dönmüştün. Artık bir planım yoktu. Beni tanıyordun biliyorum. O yüzden geldin ya.. Sarıldın bana. Aylar süren nefretin bir anda yok olmuş gibi, eskisi gibi sarılmıştın bana.

O gün son'du.


ve 379 günün ardından,
karşıma çıktın yine. Her zamanki gibi gülümsedin yine. Ve ben her zamanki gibi küçücük hissettim yanında. Sana yabancılaşmıştım. Artık hiç bir şeyi bilmiyordum senle ilgili. Hala o şarkıları dinliyor muydun, hala pembenin bana yakıştığını düşünüyor muydun? bilmiyorum. Bir adını biliyorum bir de benim için değerini.

379 gün.. ve 'aa gel öpeyim.'
Yaşadığımız her şeyin yükünü hissettim. Senin beni çoktan geçmişte bırakmana rağmen, benim senden kurtulmayı bir türlü beceremediğimi..

Karda yürüdüğümüz bir pazar günü hatırlıyorum. Koluna girmiştim, yine ufacıktım yanında. Sırf beni otobüs durağına bırakmak için yolunu uzattığını ve benim o otobüs durağına hiç varmak istemediğimi hatırlıyorum.

Arkadaş kalmaya çabaladığımız günler de oldu mesela. Yaşayıp yaşamadığımı kontrol ederdin, seni her görüşümde 'neden ayrıldık' diye sorardım, 'bunu düşünme, seni daha fazla incitemem benim için çok önemlisin unutma' derdin. Her seferinde.
-Hala önemli miyim senin için?

O arkadaşlık işi yürümemişti. Yine bulmuştuk birbirimizi nereye kadar kaçabilirdik ki?

Short giymemi sevmezdin ve sana 'aşkım' demediğimde kızardın. Sevdiğim şarkıları ezberlerdin. telefonunun duvar kağıdında hep benim resmim olurdu. Her sınavda kopya çekerdin benden. Hep yanımda otururdun, elin hep omzumda olurdu.

Sonra üzerdin tabi.
Görmezden gelirdin beni. Hiç bir şey yokmuş gibi davranırdın, benimle konuşmazdın son zamanlarda. İnat yapardın, ne zaman arasam telefonunu açmazdın. Benden öylesine kopardın ki bazen, adımı bile unuttuğunu düşünürdüm.
Sonra başkalarını dinlerden bende uzaklaşıp. Ve 'seni dinlemek istemiyorum, çık hayatımdan' diyip öylece terkederdin beni.

Şimdi bütün bunları unutmamı nasıl beklersin?
Bütün bu hayatımın aşkısın zırvalıklarını unutup sana eski bir dost gözüyle bakmamı nasıl istersin?
-bunu isteyip istemediğini de bilmiyorum ya..

İçimde kocaman bir deliksin sen. Hiç anlamadığım, anlatamadığım. Bütün bunları okumayacak olan sen.

Komik. Senden sonra nasıl da düşüşe geçmişim ben! sanki herkese 'onu üzmeyi ihmal etmeyin' deyip de gitmişsin gibi..
Tüm bunları düşündüğümde senden çok daha farklı bir karşılaşma beklerdim. Daha doğrusu isterdim.
Yanlış anlama bak senden sonra başkalarını sevdim. Biri olmadı, gittim başkasını sevdim. Yine de 'ilk'ler ve 'en'ler unutulmuyor değil mi?

Ama biz kendimize iyi bakalım bi de laf olsun diye 'görüşelim'
Hayatımda olduğun için, bana tüm bunları hissettirdiğin için teşekkür ederim :)

16 Haziran 2010 Çarşamba

Aldatıldınız Bayım.

Aldatmış. Sevgili Sevgilin seni aldatmış. Hem de o çocukla.
Dememiş miydim? Demiştim.
O kız seni sevemez de demiştim. O kız kimseyi sevemez de demiştim.


ve sen şimdi başına gelecek her şeyi hak ediyorsun.

11 Haziran 2010 Cuma

Bay Bay

aha 100. yazım bu.
100. yazıyla ilgili başka hayallerim vardı ama planlar da değişiklik oldu millet

Güzel şeyler yazarım diyordum, acı doldum böyle bi hüzün kapladı falan.

Neysse 100. yazı da sevgili H* ile ilgili tabi ki.

eylül'de görüşürüz beybi.
Biliyorum biliyorum bensiz kalmaya dayanamayacaksın.

Şaka bi yana da..
Özle beni olur mu?

3 ay boyunca kimse seni rahatsız edemeyecek bakışlarıyla.
Kimse seni görebilmek için apta aptal dolanmayacak etrafta.

Bi isteğim daha var..
O kızı da bırak gitsin. 3 ayın var bak. Döndüğümüzde yanında görmeyeyim ona göre.

Şimdiden doğum günün kutlu olsun, malum iletişim kurmamız yasak ve imkansız o yüzden kendi kendime kutlayacağım senin doğum gününü.
Bir de iyi tatiller :)

seni seviyorum ~

9 Haziran 2010 Çarşamba

Yine gelsene yaa.

Kafama top düştüğünde belimden tut beni. Bak dengemi kaybediyorum, yere yapışacağım sen tutmazsan.
Diyet yapmamı engellesene. Kendime hakim olamıyorum hep kilo vermek istiyorum sen engel olabilirsin, gel lütfen.

Sen oku diye yazıyorum ya okumuyorsun aptal!
Artık bana bakmıyorsun, ödevime yardım etmiyorsun, gecenin bi saatinde mesaj atıp uyandırmıyorsun.

Korkuyorum H.
Daha sen bile bunları unutmadan, ben unutursam?

8 Haziran 2010 Salı

Bıçak

çok
fazla
uyku
hapı
gerek
bana!

yada bi bıçak.

kendim
için
değil,
sevgilini
öldüreceğim.

6 Haziran 2010 Pazar

Sen benim için kırk yılda bir gibisin; öyle eksik, öyle hazin, öyle.



yazdıklarıma şöyle bir göz gezdirdiğimde hep aynı şeyleri hatırlıyorum. Üstelik hiç bir zaman unutmadığım şeyleri sanki yeni fark ediyormuş gibi üzülüyorum. Sevdiğim çocuk da aynı böyle işte. Beni üzmesi sebepsiz değil, benden önce o da çok üzülmüş, yıpranmış, yıpratılmış. O yüzden de sevemiyordu beni. Her gün ve her gece onun sevmeyi başarmasını diliyordum.



Tanrı sesimi duymuş ne kadar içten dilediğimi de farketmiş.



Bir başkasına bile aşık oldu şimdi. Oysa 'sevmek'ten kastım bu değildi.

Hayalet



Karşına çıkan herkeste seni aramak...
Seni hatırlattığı için birine âşık olduğunu sanmak...
Sen olmadığını bile bile, bütün hayatını bu ilişkiye adamak için çırpınıp durmak...

Bunu bile bile yaşamak nedir bilir misin? ...

Düşünsene, ben seninle düşlerimi, heyecanlarımı, çocukluğumu, acılarımı aldattım...
Seni unuturum diye yaşamaya başladığım her aşkı, ben yine seninle aldattım...
Sen beni içine almadığından beri yıllardır ben seninle kendimi aldattım...

Bir tek seni sevdiğim doğruydu...
Ve bu doğru yüzünden hayatım yalana battı...
Sen beni dışladığından beri beni sevenlere bir hayalet hediye ettin...
Tepeden tırnağa aşka, tepeden tırnağa özleme batmış bir hayalet...
Bu hayaletin içinde beni değil seni gördüler hep.
Çoğu bu hayalete dayanamayıp çekip gitti...

İçinden Doğru Sevdim Seni

İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
Beni sevdiğin gibi sevdim seni
Kar bırakılmış karanlığından.
Yerleştir bu sevdayı her yerine
Yüzünde ter olan su damlacıklarının
Kaynağına yerleştir
Her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına
Gül taşıyan çocuğuna yerleştir
Ve omuzlarına daracık omuzlarına
Üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın
Tam oraya işte, uçsuz bucaksız bir düzlükten
Bir papatya tarlasıyla ayrılmış göğüslerine yerleştir
Ve esmerliğine bir de, eski bir yangının izlerinin renginde
Saçlarının yana düşüşüne, onları bölen ikiliğe
Alnından başlayan ve ayak bileklerinde duran
Yani senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzne
Yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun
Kar taneleri gibi uçuşan
Ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine
Yerleştir bu sevdayı her yerine.
Ekledim ben tattığım her şeyi denizlere
Bildiğim ne varsa onlar da hep denizlerden
Sen de bir deniz gibi yerleştir onu istersen
Sevdayı
Ve köpüklendir
Ve yaşlandır ki işte kederi anlamasın
Ama dur, her deniz yaşlıdır zaten
Öğrenmez ama öğretir mutluluğu
Bizim sevdamız da öyledir, iyi şiirler gibi
Biraz da herkes içindir.
Ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli
Var eden kendini birincisinden
Yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren.
Ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen
Tanımadığın bir ülke gibi
İçinde yaşamadığın bir zaman gibi
Tam kendisi gibi mutluluğun
Beni bekliyorsun
Ve onu bekliyorsun beni beklerken.

5 Haziran 2010 Cumartesi

Romantik Komedi

Tipik özlemiş kızım ben.
Art arda içilen kahveler, paketleri delicesine yırtılmış çikolatalar, erkekle kadının birbirlerine aşık olduklarını anladıkları ve öpüştükleri sahneyle biten filmler.

S-E-N-D-E-N N-E-D-E-N N-E-F-R-E-T E-D-E-M-İ-Y-O-R-U-M ?

3 Haziran 2010 Perşembe

75

Beni bir anda terkedip gitmeseydin, 75. günümüz olacaktı bugün.

senin anlamını aradım.
Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.

Hani seviyordu ...Neden Gitti..Sormayın Onu Bir Daha

Senin bir havan var beni asil saran o..
Onunla daha bi degere biniyor soluk almak..

2 Haziran 2010 Çarşamba

Güzel'di'

Güzeldi ' li geçmiş zamanları düşünüyorum.



Elimde 1 Mart 2010 ve 2 Mart 2010 tarihli iki facebook konuşmasının çıktısı duruyor.

Uf çok çok çok özledim seni !



Ummak ve beklemek kadınlığa verilmiş iki cezadır.

31 Mayıs 2010 Pazartesi

o'nun mutluluğu.




gidecektin, mecburdun.
-hepsi gibi.


ve ben şimdi adamı İKİ KİŞİ hatırlıyorum,
bir kendisi,
bir de sevdiği kadın.
onlar mutlu.
bu adil mi?
sen yoksun. ben de yokum gittiğinden beri. hisler yok. özlem yok. istemek yok. mutluluk yok; fakat hüzün de yok.


vakit birbirimizin olmama vakti.
ben şu an şu dakika vazgeçtim senden, bizden.

sen de tersini yapmıyorsun zaten.

Kocaman bir hoşkacal sana, bize..
yüzümüzde kocaman birer gülümseme ile.

Rüya

http://fizy.com/tr#s/1gr278

aklımdasın, fikrimdesin, İtalik
sızlıyorum, özlüyorum, arıyorum seni..

sen benim olmalıydın.

30 Mayıs 2010 Pazar

"Endişelenme"






Ya bak ben en başından biliyordum!
Sormuştum sana aptal ! Daha ilk günden sormuştum hem de!
Anlatmanı istemiştim o kızı.

" Bi ayrılıyorduk bi barışıyorduk son bikaç aydır. Son zamanlarda da yine olacak gibiydi ama ben artık o kadar da istemediğimi farkettim. Davranışlarından sıkılmıştım" dedin.


Sponsor arıyordunuz, bi üniversiteyle görüşmeye gidecektiniz. Sen ve o.. Sonra senin yerine başkası gidince sevinmiştin. "İkimiz gideceğiz sadece, sanırım. bütün gün onla kalmak istemiyorum." bu senin cümlendi!


Sen değil miydin bana soran "Bir şey mi dedi, noldu?" diye. Sen değil miydin " Onun derdi benle, ama ben konuşurum merak etme " diyen. " Boşver onu mu konuşacağız ya " diyen sen değil miydin ?



" Endişelenme "
demiştin bana.

ÇokÇokÇok

Dün konserden önce çok sevdiğim şarkılar çalınca art arda, aklıma geldi,
acaba sen mi seçtin şarkıları?

çok sevdim seni çooooook.
kaşını, gözünü, koca kafanı sevdim. En çok da gülümseyişini sevdim, seni tanımayı sevdim. Hakkında bir şeyler örendikçe sevdim seni.. O kadar harikaydın ki !

umutlarım boşuna değil dimi ?
'dünya yuvarlak, ne yaparsan yap yine buraya döneceksin' diyorum.

senle ilgili güzel şeyler düşününce biraz biraz yaşadığımı hissediyorum. Çok sürmüyor bu da, birkaç gün belki, sonra bir sağdan bir soldan tokatlıyorsun beni. Kendime geliyorum, mutluluğunuzu görüyorum.

Yazının başına döneyim, dün konserden sonra farkettim.
Ben artık seni hissedemiyorum; neden?

28 Mayıs 2010

Sözde bugün güzel bir gün olacaktı. Bir kaç ay öncesinden düşünmüştüm, biz birlikte olacaktık bugün.. Ne hayal ettiysem tam tersini yaşadık.

Benimle dans etmeni isterdim. Konuşmuştuk, ikimiz de dans konusunda başarılı değildik ama bir şekilde öğrenecektik. Tebrik ederim, öğrenmişsin.

O şarkıları benim için söyle isterdim. Teoman'ı çok sevdiğimi biliyor musun ?

Ya da Gripin.. Sen belimden tutup şarkılara eşlik etmedikçe konserin ne anlamı var ki ?!

Sen ona sarılıp kulağına duyamadığım şeyler söylerken, kalabalıkta adını defalarca bağırmanın ne anlamı var ? Ben hariç kimse duymuyor ki yine..

" Gidiyor yarınım ,gidiyor evvelim ,
yaşamım sebebim gidiyor
Ama hepsinden önce sen gidiyorsun.. "
Ne güzel söyledi Gripin..







Ne senle ne sensiz
Olmuyor..
..zor geliyor..

27 Mayıs 2010 Perşembe

4 Ay'ımız.

ne demiş bi şarkısında Deniz Özbey.
''Düşerken son bir kez yalana; benimsin benim Yalansan yalanı severim, elimde değil. ''

Şubat 2010.
Hayatıma gireli tam 4 ay olmuş. Şubat. Kıştı mesela. Ben kazak giyiyordum ve hava hep karanlıktı. Merdivenin başına oturuyorduk, sen önümden geçip giderken kalbim hızla atıyordu. Yağmur yağardı mesela. Saçlarım ıslanırdı hep. Sınavlar vardı, arkadaşlıklar vardı ve sen vardın.

Tam 4 ay oldu sen hayatıma gireli. Ne bir eksik, ne bir fazla.

İki kelime vardı, dört aydır en çok senin için söylediğim.. Bazen sen'li bazen sen'siz geçti 4 ay. Bazen çok yakındın bana elimi uzatsam dokunacaktım. Bazen şehirler vardı aramızda, kilometreler...

4 ay boyunca, bir geldin bir gittin. Rüya mıydın, gerçek miydin emin olamadım.

Bugün takvime baktım. Mesela Şubat ve Mart'ın her gününü işaretlemişim. Konuştuklarımızı, anlattıklarını yazmışım. Her günün başlangıç ve bitişi olmuşsun. Nisandan sonrası hep boş. Bir ayrılışımızı işaretlemişim, yanına 'Bitti' yazmışım orada kalmış.

Ben, hangi gün saat kaçta hangi konuda 'biz' dediğini bile hatırlıyorum. Benden 'sevgilim' diye bahsettiğin mesajı okuyorum her aklıma geldiğinde.. Ben seviyorum diye dinlediğin şarkıyı mırıldanıyorum. Senle konuştuğumuz filmleri tekrar tekrar izliyorum.

4 aydır hayatımdasın aşkım. Oysa ben 1 asır atlatmış gibi hissediyorum.
Yine aynı iki kelime: seni seviyorum.

25 Mayıs 2010 Salı

ne-re-de

Birkaç gündür ortalıkta görünmüyorsun. Umrumda değilsin ya,
HANGİ CEHENNEMDESİN ÇOCUK ?

24 Mayıs 2010 Pazartesi

a miracle.


belki tanışmak zor
iyi anlaşmak zor
peki görüşmek çok mu kolaydı ?
çok kısa bir zamanda
belki biraz da zorla
bence gayet iyi de anlaştık
yalandan da olsa,
ne güzel güldün o akşam bana..

Senle konuşmak istiyorum sadece.. Çünkü hatırlıyorum, iyi anlaşıyorduk. Ve sana sen'i anlatmak istiyorum.

Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde
Şarkılarımda, sözlerimde.
Her şey 25 Şubat'taki gibi olsun istiyorum.. Sen bana merhaba de..
BİR MUCİZE OLSUN ARTIK..

Yazmamışlar..

http://fizy.com/tr#s/1f9xac ..sana..





Ağlıyorum.
İstanbul'u arkanıza alıp çektiğiniz fotoğraflara bakıp.. O'nu belinden tutuşuna.. Gözlerini kısarak gülüşüne.

Artık gelme, vazgeçtim. Görme beni böyle. Bitkin, yıkılmış halimi görme.
Ya da gel ve yine dünya yıkılsa bana bir şey olmazmış gibi hissettir.
İstanbul'da kal ya da.. Nasılsa geleceğim ben.. Üsküdar'da buluşuruz belki.. Çok severim ben İstanbul'u.. Bilmiyorsun değil mi ?

Yalnız olacağım artık.. Küçük odamda, kocaman dünya'da yalnız olacağım..

Artık nefes alamıyorum. Aranızdaki sevgiyi de hissediyorum. Kimse benim gibi sevemez seni ya, kimse onun gibi de olamaz senin için.Sevgilini her görüşümde kendimden tiksiniyorum. Sen'le olmayı başaramadım. Tebrik ediyorum milyonlarca savaş verdiniz, beni de aşıp birbirinize kavuştunuz.

Bir damla hayat yok içimde. Kalbimin atmasına neden olacak ufacık bir umut bile yok..

Söylemekten çok yoruldum : seni seviyorum.

Onunla aranızdakinin asla bitmeyeceğini ve hayatında bana yer olmadığını biliyorum.

Sadece senin mutluluğunla yetiniyorum..

Hala içimdesin.

http://fizy.com/tr#s/101x6f iki yabancı.


Sen'i sonlandırmayı o kadar çok istiyorum ki.. Ve ağlamamayı..
Bi tanısan aslında o kadar da zavallı değilim.. İnan seversin beni..
Hala çok iyi kız diye düşünüyor musun benim için ? Arada bi aklına gelip de üzülmeseydin keşke diyor musun ? Pişman mısın, sevmek istiyor musun beni ?

22 Mayıs 2010 Cumartesi

sevdim desem ?!

- Ne yapmak istiyorum? -
Sevgili H;
seni bayıltana kadar dövmek, sonra da 'tamam geçti, iyi olacaksın' diye sarılıp ağlamak istiyorum.
(o derece yani.)

http://fizy.com/#s/16jmv9 bright eyes.

Kanlı Masal

...bazı sevdalarda hafızasını kaybeder ya insan
telaşlanır, ağlar
babasını sorar çevresindekilere
öldüğünü bildiği halde
adını unutur, yolunu kaybeder oturduğu evin
bir titreme gelir yerleşir ya ortasına mayısın
bir dikilir bir çöker ya
kalbine secde eden intikam
tam
tam yaza girecekken
yaza bir ekmek bıçağı tutuşturacakken
sapı plastik kötü bir ekmek bıçağı-geri döner.. döner değil mi.. diye
birkaç kırık sözcük.. buruşuk..
-öldürürüm o zaman, kurtulurum..
deyip sustuğun-
kaçarım sonra, kimse sormaz..
deyip yığıldığın
nisandan hazirana doğru bir su kayakçısı
gibi süzülürken mayıs,
ah bach!
ah benim bir kangurunun cebine yerleştirdiği yavrum!
talanım! artanım! eksik kalanım! yarım kalanım!
nasıl yedirirdim ihanetini kendime
o dev hisle sen mayıstın ben mayıstım
herşey ama herşey elele mayıstı
seni o yüzden bağışladım!
uzanıp topraktan çıkarttın beni
tozumu sildin, hohladın, parlattın
ovdun ve okşadın beni
çıktı içimdeki cin;
ondan-gidecektin, mecburdun, hepsi gibi
-affını diledin.
mayıstı.
mecburdum.
seni o yüzden bağışladım!

Son Dönemeç.


why does it always rain on me?
even when the sun is shining..
Seni seviyor olmamın özel biri olduğunla alakası yok aslında.
Ben mazoşistim sanırım.
Ben en iyisi üzerine basacak bir mayın bulayım ve seni unutayım.

İnkar

hep hep hep aynı!
bir'i geliyor, her şey yıkıp gidiyor.



sevgili D* "ondan hiç ciddi olarak bahsetmedin. Belki de ciddi değildir" dedi.
Oysa mesele ciddi konuşmamak değil. Ben sen'i inkar ediyorum.
Sorana 'aptal' diyorum senin için. 'umrumda değil' diyorum.
'aşık mısın' diyenlere 'takıntı yaptım ne aşkı!' cevabını veriyorum.
Yeni tanıştığım birine 'cehennemin dibine kadar yolu var' diyorum hakkında.
Bunlar gerçek düşüncelerim değil halbuki.
Bir ben bileyim istiyorum seni sevdiğimi..
Bir de sen fark et bunu.
Seni ne çok sevdiğimi anla ve vicdan azabı çek.
Ne kadar muhtaç olduğum da bana kalsın.
Herkes beni güçlü bilsin, hayatta sımsıkı tutunduğumu sansın.
Sen; sevginle yaşıyorum zannet.

20 Mayıs 2010 Perşembe

Y A L A N


bana masallar anlat yalanlar söyle
gerçekler üzmüs seni, bir ayna al da bak yüzüne..
BANA NEDEN YALAN SÖYLEDİN ?
H: BU DURUMDA DAHA FAZLA DEVAM EDEMEM
G: HANGİ DURUM'
H: SENİNLE GÖZDE.
G: NEDEN?
H: ÇÜNKÜ DAHA FAZLA İLERLEYEMİYORUM. FARKETMİŞSİNDİR SAÇMA SAPAN DAVRANIYORUM.
G: SENDEN DAHA FAZLASINI İSTEMİYORUM.
H: BEN YAPAMAM. KENDİM OLAMIYORUM ÖYLE OLUNCA. VE BU SEFER SENİ ÜZMEYE BAŞLAYABİLİRİM BUNDAN KORKUYORUM.
G: NE YAPMAK İSTİYORSUN PEKİ?
H: BURADA BİTİRMEK. ÇÜNKÜ KENDİM OLAMAYACAĞIM VE BU SEFER SEN ÜZÜLÜCEKSİN.
G: TAMAM.
önceleri gerçekten beni üzmek istemediğine inandım. O yüzden ağlarken bile gülümsemeye çalıştım. Benim üzüldüğümü görmek, seni de üzer zannettim.
Sonra anladım ki, dünyadaki en basit yalanı söylemişsin bana.
Hala merak ediyorum. Söylediklerinin ne kadarı doğruydu ?
yalanları sevmediğimden değil.. 'seni seviyorum' gibi güzel bir yalana inandırsaydın keşke beni.
..çok sevdiğim bir yalandın.

Birileri..

Senden sonra ilk kez konuşmaya tahammül edebildiğim birini buldum. Onun için de çok iyi çocuk sevdiği zaman gerçekten bağlanır dediler.
Tıpkı senin için dedikleri gibi..
Umursamadım, ben senden sonra hiç bişeye bağlanamadım. Bavulum hep hazırdı gitmeye. Kimseye güvenmedim. Bu çocuğa da güvenemedim.

Ve bana bugün seni sordu.
'kim?' dedi.
'ben de bilmiyorum ki, kim o?' demek istedim.
Sen bir yabancıydın benim için. Kim olduğunu öğrenmemi engellemiştin zaten..
sadece 'eski sevgilim' diye cevap verdim.
"benim" eski sevgilim'din. BANA AİT OLDUĞUN bir durum buldum.

- 'peki ne hissediyorsun?'
- 'bilmiyorum. Bunu konuşmak istediğimi sanmıyorum'
-kaçtım. sana hissetiklerimi sadece kendimle paylaşabilirdim.
'tamam son soru. Görüşüyor musunuz?'
'hayır. Artık birbirimizi tanımıyoruz.'
gerçeği söyledim. Sayende savunmasız, çaresiz biri oldum.
Hiç kimse olmadı senin gibi
Hiç kimse gelmedi bilirim gelmeyecek...

sen hariç kimseyi
SEVEMEDİĞİM için
herkesten özür dilerim.

zaman kavramı ?

Geçen zamanı saymıyorum. Zamanı yakalayamıyorum, hep kaçıyor elimden. Adın tarih kitaplarına sıkışmış, zaman aşımına uğramış gibi..
Oysa gittiğinden beri hiç değişmedi mevsim. Hala kış var benim dünyamda.. Her günüm karanlık.
Geçip giden saatleri, dakikaları hesaplayamıyorum. Saatin tik-taklarını bile duymuyorum. Güneşin doğuşuyla batışını takip edemiyorum.
Güneş hiç doğmuyor ki sen yokken!
Artık kaç gündür sensiz olduğumu bilmiyorum. Bir asır öncesiymiş gibi geliyor..
Yüz yıl atlatmışım gibi..

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Şimdi Burada Olsan..

Zayıflamak istemiyorum ya, şimdi beni engelleyecek kimse de yok :)

Sen olsan;
Telefonum çalardı belki.
Şimdi sen yoksun ve ben senle* olmanın ne demek olduğunu kavrayabiliyorum.
Sen olsan;
Güneş doğacak.

18 Mayıs 2010 Salı

Sen'li Cümleler

bugün bulutları* gördün mü yüzümde ?
Yağmur yağsın diye bekliyorum.

Bir başkasını sevdiğini tekrar tekrar anımsatıyorsun.
Dalga mı geçiyorsun H ?
Müthiş bir acı çekiyorum, bu cümleleri yazarken bile..
çıkmaya başladığımız gün,
"ona güveniyorum.
Beni yarı yolda bırakmayacak.
Bana değer veriyor ve benle olmayı gerçekten istiyor.
Kaybedecek bir şeyim oldu diye korkuyorum.
Ona sımsıkı sarılacağıma
ve hiç bir şeyin aramızda girmesine
izin vermeyeceğime söz veriyorum."
yazmışım günlüğüme.
Nefesimi bile senle paylaşmak istediğim zamanlardı.
Şimdiyse aynı havayı soluduğumuzu bilmek ciğerlerimi yakıyor.
Bazen sessizce gitmeni ve gözlerinin rengini bile unutturmanı diliyorum.
Bazense seni düşünebilmek, hayal edebilmek için deli oluyorum.
Bu kadar aptal bir durum 'aşk' değildir de nedir?
Yazdıklarımla ya da benle ilgilenmediğini biliyorum.
Kim ne derse desin sen benim gözümde hala 'beni üzmemek için giden adam'sın.
-bir başkasına gitmiş olsan da..

Bir Şey Hissetmek Güzel Hala..

bir şey olacağı yok ama
insan bekliyor… bekliyor işte.
Ben o kız değilim. Çünkü ben senin salsa partnerin değilim. Benim mini bir eteğim yok. Benim aksime gülmekten de utanmıyor sevgilin. Onun omzuna yatıyorsun,benim değil. Canını sıkan bir şey olunca beni değil, onu arıyorsun. O kadar yetenekli değilim zaten, hiçbir şeyi doğru düzgün beceremiyorum. Seni sevmeyi ve senin tarafından sevilmeyi bile beceremedim.
Niye uzatıyorum ki?!
ben o kız değilim. Olamam da. Sen bana değil o'na aşıksın çünkü.
çok inatçıyım demiştim sana. Senin inadına yarın o aptal halk oyunları işini başaracağım.
Evet, inatçı ve halk oyuncu kızım ben.

17 Mayıs 2010 Pazartesi

İlkbahar - Yaz - Sonbahar - Kış / ZAMAN

http://fizy.com/#s/14ysqg Breathe me.

Şubat, Mart, Nisan, Mayıs derken ne çok zaman geçirdim sensiz.

Son günlerde birlikte nefes almaktan mutlu olduğum tek insanın Nisan'ın en güneşli gününde beni terketmesi.
Benden kopardıklarının asla geri gelmeyeceği hissi.
Yastığa gömülüp sessizce ağlayışlarım.
Giderek kendimi kaybetmem.
Kendime ve sana ettiğim küfürler.
Baharın, gözlerimdeki bulutların ardından geçip gitmesi.

Ve Haziran, Temmuz, Ağustos.. Sensiz geçecek ilk yaz'ım.

Sonra Eylül.

Sen sen sen..
Sen bir ömre bedel !
Yok yok yok
Gitme gitme gel,
Eylül'de gel.

açık ve net: Zaman, sensiz sadece 'geçiyor'

Ben ve Sen..

Artık çok yorgun olduğumu hissedebiliyorum. - bir sabah uyanamamaktan korkuyorum.

En sevdiğin şarkıyı ya da yemeği, neye alerjinin olduğunu, ablanın yaşını, nerede yaşadığını, ilk okulunu, en yakın arkadaşını, ilk aşkını, geleceğe dair planlarını, dün gece izlediğin filmi, son okuduğun kitabı veya en sevdiğin rengi bilmiyor olabilirim.
Ama sen*i biliyorum. senden çok sana benziyorum çünkü.
Bunu anlatamam sana, ama seni biliyorum.

Karaya oturmuş bir gemi gibi içimde aşk'ın. Sende de durum aynı aslında. Farklı kişileri, aynı biçimde seviyoruz. Umutsuz ve vazgeçemeyecek kadar çaresiz seviyoruz.

Birini sevmek acıyla eşdeğer sanki..
Başımıza gelenleri, sevdiğimiz için hakettik. Dedim ya, farklı kişileri sevdik ama aynı hüznü paylaştık.

Just Someone..

Ellerim yerine, 'iplerim'i tutuyorsun.
Her şeyiyle sana bağlı bir 'kukla'yım.

Gittiğim her yerde olmandan nefret ediyorum. Bütün bir günü senin yanında ama sensiz geçirdim. Seni izledikçe acizliğimi farkettim. Şarkılar çaldınız, söylediniz. Çekingen olduğunu anımsıyordum oysa o kadar kendinden emin ve kararlıydın ki.
-Sarsak tavırlarımı gizlemeye çalıştım.

Sürekli gülümsüyordun. Benleyken hiç gülümsemediğin gibi.. Mutlu olduğunu görmekten korktum. Beni güldürecek hiç bir şey yokken, nasıl böylesine neşeliydin?
-Ben de mutlu'ymuşum gibi davrandım.

Aramızda 1 metre vardı ve tedirgin gibi durmuyordun.
-Herhangi biri* olmak nasıl acıttı bilemezsin..

Ben sen etrafımdasın diye susuyordum, her şey senden önce*ymiş gibi davranmaya çalışıyordum. Beceremiyordum da üstelik.. Her şeyin en iyisi yapmak istiyordum senin tarafından farkedilmek için..
Benim tüm bu aptallıklarımın aksine sen çok rahattın.
-Dediğim gibi herhangi biri* olmuştum ben.

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Görmüyorsun, Sevmiyorsun.

http://fizy.com/#s/18ooxq

tamam, senden sonra ben bok çukuruna battım, kendi kendimi kemirdim, yok ettim. Dağıldım belki.. Peki ya sen? Benden sonra sen çok mu iyisin sanki ?

Uzun uzun yazmayacağım merak etme, umrumda bile değilsin.
Oğlum ben vazgeçtim senden. Sevmiyorum işte istemiyorum artık!

O yüzden çek git burdan. Git bul kendine şöyle uzun boylu esmer bir kız. Git köpeği ol dolaş peşinde. Bağırsın çağırsın sana sen sus , sikimde bile değil. Benim seninle işim olmaz artık.

Bizden bişey de kalmadı zaten. Ne var ne yoksa çaldılar, kalanlar da beş para etmez zaten.
Al kalanlar da senin olsun, haydi git kaybet kendini de.

14 Mayıs 2010 Cuma

Yarım İzler

"Bunlar da bitecek
bunu da atlatacağım"

ve hiçbir şey bitmiyor.
aksine daha da kötüye gidiyorum.
evet bütün bunlar 1 ayda oldu.
gideceksen,durma - diyemem.
dur, bir kez daha düşün bence.

Git-ti.

Gitti işte.
Görmüyor musun bitti çoktaan!
Hiç olmadı ki zaten!
Sen onun için 'hiçbir şey' bile değilsin!
Adını bile unuttu belki de!
Bak başkasını seviyor!
Senleyken de hep onu düşledi!
Kimsenin 'en çok sevdiği' değilsin ki sen!
Hiç bir mektubun o en vurucu cümlesi değilsin!
Kimse sana şiirler yazmıyor, şarkılar adamıyor sana!
Sen o'nsuzsun ve hayatında o'na dair hiç bir şeyin yok!
Kendi kendine anılar, hatıralar uyduruyorsun!
Son kez söylüyorum Bayan;
GİTTİ.
artık sığınabileceğin bir adam yok.

Empty.


merhaba 'içimdeki kocaman boşluk' daha önce tanışmıştık değil mi ?
Sesini en son ne zaman duyduğumu anımsamaya çalıştım. Sesini çok severim. Evet en son 'hoşçakal' dediğin gündü. Bir daha ne zaman duyacağım kim bilir? Tekrar içimde dinledim sesini. Şimdi farkettim hep 'görüşürüz' derken birden nasıl da 'hoşçakal' dökülmüştü dudaklarından. Ben o gün de ne diyeceğimi bilmiyordum.

ne zaman sesini düşünsem, upuzun paragraflarla anlatıyorum seni.
Fakat bu o zamanlardan biri değil..




Sen acından ağlarken bile, onun gözyaşlarının tuzlu tadını özlediğini düşünüp gülümsüyorsan eğer, kızma bana ama,
yarrağı yemişsin bebeyim.
alıntıdır.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

noktaaaa.

Makyajın aktı artık. Bütün çirkinliğini görüyorum şimdi.

BİTTİ. zor oldu ama bitti.
BİTTİ.
BİTTİ.
BİTTİ.
BİTTİ.

unutmak değil bu.
sadece sevmiyorum artık seni.
unutamam ki yaptıklarını!

Sensizliğin Kronolojisi




















4 ay önce;
Seni gördüm. Başlarda 'çok yakışıklı'ydın. Sonra 'uf bana bakmaz ki'lerim oldun. Sonra 'bi deneyim' dediğim zamanlardın.


3 ay önce;
'Tanımak istediğim' çocuk sendin. Zamanla 'konuşuyoruz, olursa olur' dedim hakkında.


2 ay önce;
'Galiba seviyorum' dediğimi anımsıyorum.


7 hafta önce;
'Artık sevgilim'din. Evet nerden nereye gelmiştik. Birbirimizi hiç farketmezken 'sevgili' olmuştuk.



5 Hafta önce;
'En büyük hayal kırıklığım'a dönüştün. Gittin. Bir başkasına Gittin.

2 Hafta önce;
'Artık benim olmayacağını' anladım. ve ardından söylediğim şeyler 'ses yığını' olarak kaldı.

10 gün önce;
Kabullenmek zorda olsa birbiriniz için uygun olduğunuzu ve ayrılmanızın hiç bir şeyi düzeltmeyeceğini fark etmiştim. Bir süre yok olmak istedim. Yokluğum farkedilsin istedim. Kızgın ve kırgındım; geçsin istedim.

1 hafta önce;
Terkedilmenin o kadar da kötü olmadığını anladım. Neticede sadece kendini alıp götürmüştün.

5 gün önce;
Terkedilmenin elimde hiç bir şey bırakmadığını gördüm. Beni terketmiştin ve acılarla yapayalnız bir mücadeleye girişmeme neden olmuştun.

10 saat önce;
Acımın bıraktığın gibi kaldığı ve sıradanlaşmadığı gerçeğiyle yüzleştim.bir daha olmayacağın düşüncesine alışmaya çalışma işkencesi de aklımı kurcalıyordu.

5 saat önce;
çöküşe geçiş anımdı. Fütursuzca hayal kuruyordum.

1 saat önce;
Pergelin sivri ucunu göğsüme batıyormuşçasına büyük bir acıyla yerimden fırladım, seni özlemiştim aslında.

5 dakika önce;
Senle ilgili bildiklerimi sıralamak istedim. Bir okyanusun ortasında kalmış gibi çaresizdim. Aramızdaki mesafeden korktum.

1 dakika önce;
En derinlerimde eski bir hüzüne dönüştün. Seni sevmekten yorulmuştum. Başımı ağrıtıyordun işte hiç bir ilacın geçirmediği bir ağrı olarak.

Şu an, şu dakika;
'seni abartıyor muyum' diye sordum kendime. Ve cevap bulamadım. Belki de içimde yoktun ve ben bunu çok sonraları anlayacaktım.

Şimdi sensizlikle başbaşa kaldım.

11 Mayıs 2010 Salı

böyle bir sevmek görülmemiştir

sensiz kalan bu şehri yakmayı çok istedim..
...
nereye yürüdüysem bakışın, duruşun, sesin
anladım söndürmeliyim tutuşan yüreğimi
kendimi yakmış olurum yakarsam bu şehri
çünkü sen her şeyinle bendesin.

Yakınımda olmanı; anneni, derslerini, izlediğin filmi anlatmanı, şikayet edip hayatla inatlaşmanı, yaralı kalbini saklama çabalarını, yeni doğmuş bir bebeği andıran şaşkınlığını, yere bakan gözlerini, çocukluk anılarını, söylemeye korktuğun sevgi sözcüklerini, ne aradığını bilmeyen bakışlarını ve hepsinden önemlisi içindeki seni* özlüyorum.

Her şeyini özlüyorum.

İstersen hiç başlamasın, bu hikaye eksik kalsın

Onca yaraların ardından, yeni bir aşk yaratamazsın.

Belki gelmem.. gelemem.

Sen istinyede bekle ben burdayım
İçimde köpek gibi havlayan yalnızlığım
Çünkü ben buradayım karanlıktayım
Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git
Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
Şarabım bütün ekşi suyum soğuk
Yanımda olmadın mı seni daha bir çok seviyorum
Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git
Yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin ?
Yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç
Karanlık adamlar hüvviyetini sordu mu

Ben senin olmadığını arıyorum
Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git
Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git
Bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor sana ait ne varsa
Hiçbiri benim değil
Belki ölmek hakkımı kullanıyorum
Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git
Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git..

Böyle Ayrılık Olmaz.

Hani sen hep benimdin.
Şimdi nerdesin, nerde ?!

Kötü tesadüfler vardır ya hani.. Görmemen gereken bir şeyi yanlış yerde, yanlış zaman ve yanlış kişiyi görürsün. İşte o an'ı yaşattın bana bugün.

Sen ve O.. Daha doğrusu 'SİZ'
Ona bakışın ve başını öne eğerek gülmen..

Benleyken mutlu olmadığını anladım bugün. Herkesin yüzleşmesi gereken gerçekler vardır. Oysa ben haftalardı onlara sırtımı çeviriyor, köşe bucak kaçıyordum. Artık birlikte olmamızı isteyemiyorum. O gülüşünü uzaktan da olsa görmeyi, karşımdaki dalgın yüze tercih ediyorum.

Seni neşeliyken seviyorum.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Yıkılmış Sarayım.

her şey ters*
yıkıp geçtin dünyamı.

ne ilksin, ne de son olacaksın.
Daha önce de şiirler yazmıştım kalbimi kıran adamlara.
Daha önce de yalvarıp yakarmıştım, umutlu ya da umutsuz olmuştum.
pek çok savaş vermiştim bundan önce de..
Hepsinden de sağ çıktım bak.
Seni de atlatacağım..

Rüzgarlarından, fırtınalarından, depremlerinden kurtaracağım kendimi.

n'olursun, dur artık. 'vazgeçir' beni. Kendini al benden, hatırlamayacağım kadar uzağa git.

9 Mayıs 2010 Pazar

siyahlarım.

olmayacağı bu kadar belliyken..
en başından beri bilirken üstelik..
yürütemeyeceğimizin, yürümeyeceğinin farkındayken.
nasıl oldu da yıkıldım bu kadar?
seni çok mu abarttım yoksa?
seni seviyorum çok sahte aslında.
ben 'sana tapıyorum'
tapıyorum çünkü; ulaşılmazsın sen.

Bu gece Ankara..

Ben hala, bak hala,Ben hala, bak seninim,
seninim..

Bir Ankara anlıyor beni. Yağmurlu, sisli hep gürültülü şehrim. Hep bişeyler biriktiriyor, bulutlar çöküyor üstüne ama bir türlü damlalar düşmüyor. O da hep yutuyor, hep tepkisiz kalıyor. Oysa onun da kalbini kırmışlar belli.. Ama göstermemek için korna sesleriyle, anlamsız insan yürüyüşleriyle, cinayetleriyle, tecavüzleriyle kapatıyor yaralarını.
Sen İstanbul'dun, Bense yanında küçük, önemsiz ve ıssız kalmış Ankara.
453 kilometre.
Geleceğim İstanbul.

Close your eyes.

http://fizy.com/#s/1a1203 dinle.

ne fayda, yüzün bana dönmez ki..

ben ağlıyorum ya sen kahkahalar atıyorsun; üstelik başka bir kızla.

1 yıl sonra hiç bir şey ifade etmeyeceksen, şimdiden git. [artık düşünmek istemiyorum]

8 Mayıs 2010 Cumartesi

noktaa.

Vakitlerden siktirip gitme vaktinde,
Senin yörüngenle sevdiğinin yörüngesi arasına başka bir insanın girmesi olayına 'insan tutulması' denir.

ben kocaman bir aptalım, sevgili H.
Şimdi sen -bir daha desen, boynuna sarılır, nefessiz kalırım ya; bu yüzden APTALIM.

5 haftalık bir terketmişliğin*
12 günlük bir varlığın*
15 yıllık bir hiç olmamışlığın*
var bende..

gök.

şimdi şu resimdeki gökyüzü var ya,
ikimizin paylaştığı* biricik şey.
biz aynı gökyüzü'nün altındayız.
iyi geceler sevgilim,
sabah olduğunda aynı güneşle, aynı gökyüzüne açacağız gözlerimizi.
seni seviyorum -inatla.

Farkettim de..

Farkettim de ;
3 gündür ağlarken uyuyakalmıyorum.
3 gündür sana ağlamıyorum çünkü.

Farkettim de ;
1 haftadır beni yok edişini sorgulamıyorum.

Farkettim de ;
5 gündür seninle ilgili hayallerimi 'saçmalık diyip öylece bir kenara atıyorum.
Zaman dursun, ben seni unutmak istemiyorum.
Yani sen şimdi , içimden* de mi çıkıp gideceksin ?

7 Mayıs 2010 Cuma

umarım ölmüşsündür.

Bazen hiç başlamaması bir gün bitmesinden iyidir.

Çünkü beraberlik yaşlanırken bir terkediş gençleşir.

Seni hiç terketmediler mi?

şimdi kalbinin üzerinde uyuya kalsam; unuturum tüm olanları. Rüyanın içinde rüya görmek gibi..

adını söylemekten çekindiğim; Sana uyuyup sana uyanıyorum.

Sevsen Beni..

yaşadığımdan emin değilim.gittiğinden eminim ama bak,seni özlediğimden eminim. On beş yaşında bir hayal kırıklığı olduğumdan hiç şüphem yok mesela.

beceriksizliğimden,yalnızlığımdan,

bu şehri sevmediğimden ,düzensizliğimden,yorgunluğumdan,huysuzluğumdan,baltalarınızdan birine sap olmamışlığımdan hatta olamayacak olmamdan,kırgınlığımdan,bir gün bana ayrılan sürenin sonuna geleceğimden her tavşan kesildiğimde dünyanın dağ olma vaziyetinden filan eminim.

örnekleri çoğaltabilirim. örnekleri çoğaltabileceğimden eminim.

birileri namusum üzerine yemin edecek,ölür müydün sanki sevsen beni.



günlerdir doğru dürüst uyuyamıyorum.

ellerim parçalanıyor ne zaman yazmayı denesem.

ağzım artık daha bozuk.

her tarafta pis bir koku;nefes alamıyorum.

çok bekledim seni.

her halimle,her yerimle bekledim.

yetkiler verdim kendime;tuttum seni affettim.

aramanı bile bekledim bazen.

ağır küfürlerle örtbas ettim sonra aramayışlarını.

bunca zaman aramayışlarını biriktirdim.

seni bekledim ben çünkü seni bekledim.

içtim..içtim..içtim...kustum.

en çok giderken bıraktığın kelimeleri kustum.

sanat filan dedi bazısı o kelimelere bazısı bunlardan bi bok olmaz dedi.

senin önemsediğin kadar önemsemedim ben o kelimeleri,senin danışma gruplarının önemsediği kadar önemsemedim.

kustum..kustum..kustum.

içtim.

ellerimle yaptığım cam evim kırılacak,ölür müydün sanki sevsen beni.

içimden geç,

içimi sil artık özlemek istemiyorum.

Neye el atsam piç ediyorum.Yine de fiyakalı durumlar peşindeyim hep.

En sert içkileri kaçırıyorum soluk boruma bilerek.

Her yıl ilkokula başlıyorum.

Her gün yeni bir krallık kurup öldürüyorum kralını gece yarısına doğru.

Uzatmaya gerek yok;sen olmayınca yapamıyorum.

Yokluğun gümüş tepside intihar sunacak,

Ölür müydün sanki sevsen beni.