18 Haziran 2010 Cuma

M.

bu sefer çok farklı birinden bahsedeceğim blog.
baş harfi M.

Sana veda etmek kolay olur sanmıştım. Zaten çoktan çekip gitmiştin hayatımdan senin için nefretten başka birşey ifade etmiyordum ben. Son gün geldiğinde herkese 'görüşürüz, iyi tatiller' dedim. Oysa sana veda etmem şarttı. Çünkü bir başka görüşme daha olmayacaktı. Konuşmamı hazırlamıştım seni sevdiğimi ver her zaman yanında olduğumu hatırlatacaktım sonra da bir mucize olmasını bekleyecektim. Senin de beni sevdiğini söylemeni bekleyecektim.


Oysa o sınıfa girip de orada olmadığını gördüğümde aslında bu vedayı planlayamadığımı farkettim. Orada yoktun, sana sarılmama bile izin vermeden gitmiştin.

Birkaç saat ağlama ve birkaç 'kendine iyi bak' diye son bulan vedadan sonra gördüm seni. Gitmemiştin, ya da gitmiş geri dönmüştün. Artık bir planım yoktu. Beni tanıyordun biliyorum. O yüzden geldin ya.. Sarıldın bana. Aylar süren nefretin bir anda yok olmuş gibi, eskisi gibi sarılmıştın bana.

O gün son'du.


ve 379 günün ardından,
karşıma çıktın yine. Her zamanki gibi gülümsedin yine. Ve ben her zamanki gibi küçücük hissettim yanında. Sana yabancılaşmıştım. Artık hiç bir şeyi bilmiyordum senle ilgili. Hala o şarkıları dinliyor muydun, hala pembenin bana yakıştığını düşünüyor muydun? bilmiyorum. Bir adını biliyorum bir de benim için değerini.

379 gün.. ve 'aa gel öpeyim.'
Yaşadığımız her şeyin yükünü hissettim. Senin beni çoktan geçmişte bırakmana rağmen, benim senden kurtulmayı bir türlü beceremediğimi..

Karda yürüdüğümüz bir pazar günü hatırlıyorum. Koluna girmiştim, yine ufacıktım yanında. Sırf beni otobüs durağına bırakmak için yolunu uzattığını ve benim o otobüs durağına hiç varmak istemediğimi hatırlıyorum.

Arkadaş kalmaya çabaladığımız günler de oldu mesela. Yaşayıp yaşamadığımı kontrol ederdin, seni her görüşümde 'neden ayrıldık' diye sorardım, 'bunu düşünme, seni daha fazla incitemem benim için çok önemlisin unutma' derdin. Her seferinde.
-Hala önemli miyim senin için?

O arkadaşlık işi yürümemişti. Yine bulmuştuk birbirimizi nereye kadar kaçabilirdik ki?

Short giymemi sevmezdin ve sana 'aşkım' demediğimde kızardın. Sevdiğim şarkıları ezberlerdin. telefonunun duvar kağıdında hep benim resmim olurdu. Her sınavda kopya çekerdin benden. Hep yanımda otururdun, elin hep omzumda olurdu.

Sonra üzerdin tabi.
Görmezden gelirdin beni. Hiç bir şey yokmuş gibi davranırdın, benimle konuşmazdın son zamanlarda. İnat yapardın, ne zaman arasam telefonunu açmazdın. Benden öylesine kopardın ki bazen, adımı bile unuttuğunu düşünürdüm.
Sonra başkalarını dinlerden bende uzaklaşıp. Ve 'seni dinlemek istemiyorum, çık hayatımdan' diyip öylece terkederdin beni.

Şimdi bütün bunları unutmamı nasıl beklersin?
Bütün bu hayatımın aşkısın zırvalıklarını unutup sana eski bir dost gözüyle bakmamı nasıl istersin?
-bunu isteyip istemediğini de bilmiyorum ya..

İçimde kocaman bir deliksin sen. Hiç anlamadığım, anlatamadığım. Bütün bunları okumayacak olan sen.

Komik. Senden sonra nasıl da düşüşe geçmişim ben! sanki herkese 'onu üzmeyi ihmal etmeyin' deyip de gitmişsin gibi..
Tüm bunları düşündüğümde senden çok daha farklı bir karşılaşma beklerdim. Daha doğrusu isterdim.
Yanlış anlama bak senden sonra başkalarını sevdim. Biri olmadı, gittim başkasını sevdim. Yine de 'ilk'ler ve 'en'ler unutulmuyor değil mi?

Ama biz kendimize iyi bakalım bi de laf olsun diye 'görüşelim'
Hayatımda olduğun için, bana tüm bunları hissettirdiğin için teşekkür ederim :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder